Dilan Bağış, “Özgürlük”
Lif Sanatı projesi, 60cm x 26 cm, 2021
Özgürlük benim için bağımsızlığı ifade ediyor. Bağımsızlık ise bireylerin ve toplumların hiç kimsenin boyunduruğu altına girmeden, kendi isteği doğrultusunda özgürce yaşamasıdır. Yapılan davranışları kısıtlanmamak, kimseye zarar vermeden özgürce dilediğini yapabilmek demektir. Yani bağlı ve bağımlı olmama, dış etkilerden bağımsız olma, engellenmemiş ve zorlanmamış olmadır. İnsanın kendi kararlarını kendi istek ve düşüncelerine göre verebilmesi, seçimlerini kendi iradesiyle yapabilmesi gerekir. Düşünceleriyle bizleri bağlamaya çalışsalar da karşı koymadır.
Çalışmamda da bu değerleri ele alarak oluşturdum. Bu çalışmada her iki bileğin etrafını sarmış olan ipler aslında bize dayattırmaya çalıştıkları düşüncelerini, davranışlarını ve insanları ifade ediyor. Siyah ip insanların üzerimizde kurmaya çalıştıkları ağırlığı, hırsı ve gücü, mor ip insanların bilinç altındaki korkuları açığa çıkarmalarıyla bizleri kendilerine bağımlı etmek istemelerini, mavi ve koyu yeşil ipler girdiğimiz stresten, duygusal ve fiziksel sıkıntıdan arındığımızı, rahatladığımızı, bordo ip ise rahat olmamıza izin vermeyen, sinir sistemimizde gerginliğe neden olan insanların düşüncelerini ve o insanları ifade ediyor. Direncimizle ve bağımsız olmak istememizle bunların hepsine karşı koyabilir ve direnebiliriz. Yani bu çalışmada olduğu gibi iplerimizi koparabilir ve rahatlayabiliriz. Bağımsızlığımıza kavuşmamız için tek yapmamız gereken tek bir ip koparmak.
Danışman: S.Tuğba ARABALI KOŞAR
Kardelen AKCAN, “Özgürlük” Lif sanatı projesi, 21x 21x37 cm
Anneleriyle birlikte cezaevinde büyümek zorunda kalan çocukların birçok alanda özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Çocuğun gelişim sürecinde bulunduğu çevre önemli faktördür. Çeşitli suçlardan tutuklanan anneleriyle birlikte hiç suçu olmadığı halde aynı cezayı çekmektedirler. Bulundukları ortamda çocuklara uygun yaşam alanı olmadığı için büyüme çağında olan çocukların hapishanede hem motor gelişimleri hem zihinsel gelişim süreçleri risk taşımaktadır. Bunun sonucunda parklarda, doğa ile iç içe olmaları gereken yerde beton zemin üzerinde kilitli kapılar ardında dört duvarla çevrili alanlarda büyümektedirler. Küçük yaşta cezaevindeki kuralları öğrenip uygulamak zorunda kalırlar. Yetişkinler için dahi korkutucu olan kurallar ve maruz kaldıkları yüksek ses ile komut cümleleri çocukların geleceği için risk taşıyan durumlardır. Erken yaşta öğrendikleri sınırlar, küçük bedenlerine büyük izler bırakmaktadır.
Annemin bir suçu varsa ve yasalar çerçevesinde bunun bedelini ödemesi gerekiyorsa, ben, yani geleceğe koşan ben için, başka çözümler üretmek gerçekten imkansız mı? Gerçekten dört duvar arasında tutulup, soğuk ve ıslak beton zemin üzerinde büyümek mi tek seçenek? Annemden yoksun kalmadan ama o cezasını çekerken benim yaşıtlarımla oynayabilmem, gökyüzünü, ağaçları, kuşları, kedileri izleyebilmem gerçekten imkansız mı? Kuşlar bizim için yakalıyormuş güneşin son ışıklarını. Biz gün batımını onların kanatlarında görelim diye. O yüzde kuşları çok seviyorum. Bizim göğümüzün tek bir gündüzü var senin gökyüzünde akşam oluyor mu? Dışarı hava aydınlık oluyor mu? Ben aydınlık ile karanlığı ayırt edemiyorum. Uzun uzun koşup oynayabiliyor musun? Ben rüyalarımda koşuyorum, yürüyorum. Bir tek rüyalarımda özgürüm. Renkli oyuncaklarınla oynuyor musun? Benim oyuncaklarım olmuyor.
Hayallerim ölüyor. Korkuyorum.
Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya ben? Biz çocuklar tutsak yaşayabilir miyiz?
Kardelen AKCAN,
Lif sanatı dersi kapsamında oluşturulan "Dönüşüm, Giyilebilir Sanat/Sergilenebilir Sanat Projesi", ‘Yaşayan Sanat’, 2021
90 cm x 70cm x 60 cm
Doğanın sunduğu yaratıcı süreci, giyilebilir sanat objesi oluşturarak doğa ile sanatın bütünleşmesi.
Büyüyen filizler; yaşamın gerçekliği ile birlikte toprağın bereketini de sembol etmektedir. İnsanoğlu; doğanın bir parçası olarak, üzerinde bulunan doğa unsurları ile bütünleşecektir. Doğa ile iç içe olan sanat objesi kavramını açıklamak gerekirse; doğa kanunları gereği zamanla büyüyen, gelişen, değişen ögelerin sanat objelerine yansıması hatta sanat objesi ile birlikte değişmesi, ona dönüşmesi. Mutlak bir gerçektir ki doğanın unsurları en mükemmel sanat eserlerindendir. Bu mükemmeliyeti bir obje ile buluşturup birlikte gelişimlerine şahit olmak bu dönüşümün en etkilenilen kısmıdır.
Kusursuz işleyişi barındıran objenin giyilebilir formda oluşu, bu pozitif enerjiyi taşıyana muhteşem hissettirecektir. Bu pozitif hissiyatın en büyük murisi bereketiyle bildiğimiz topraktır. Toprağın besleyici gücünün, bir bitkinin
filizlerinden geçişi; insanın kanının damarlarındaki akışı kadar temel ve kusursuzdur. Bu bütünlük taşıyanı olumlu bir enerji ile kaplayacaktır.
Danışman: S.Tuğba ARABALI KOŞAR